23 Eylül 2008 Salı

Arapça öğreniyorum

ARAPÇA ÖĞRENİYORUM

أَتَعَلَّمُ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ


(BİRİNCİ KİTAP)
الكِتابُ الأوَّلُ





Feriduddîn AYDIN
فريد صلاح الهاشمي






İstanbul-2002












SİSTEM HAKKINDA...

Evet Arapça’yı artık çok kolay öğrenebilirsiniz. Çünkü bu dili öğretme ve öğrenme konusunda yeni bir yöntemle karşılaşacaksınız. Önce bu yöntem hakkında aydınlanmalısınız.

Türkiye’de herhangi bir yabancı dili öğrenmek esasen kolay değildir. Arapça ise hiç kolay değildir. Gençlerimizin bu konuda karşılaştığı sorunlar ve bunların nedenlerini burada anlatmak hem zamanınızı alacak ve sizi üzecektir, hem de konumuzun özü değildir. Onun için gereksiz ayrıntılara girmeden Arapça’yı en kolay şekilde öğrenebilmenin yolları üzerinde kısaca durmak daha doğru olur.

Arapça’yı kolay öğrenebilmek için Türkiyeli öğrencinin bu konuda şimdiye kadar görüp duyduğu hemen her şeyi yeniden gözden geçirmesi ön koşuldur. Çünkü bu şeylerin hemen tamamı yanlıştır.

Örneğin önce gramerden başlamak yanlıştır. Keza, Arapça’yı bir yaşam dili olarak konuşmayan, -daha doğrusu konuşamayan-, bir hocadan bu dili öğrenmek çok daha büyük bir yanlıştır. İlginçtir ki özellikle bu iki yanlışta hep ısrar edilmiştir, halen de ısrar edilmektedir. Günümüzde binlerce öğrenci Kur’an Kurslarında, İmam-Hatip Liselerinde, İlâhiyat ve Filoloji fakültelerinde sözde Arapça öğrenmeye çalışmaktadırlar ve tabiatıyla onu bir türlü öğrenememektedirler. Oysa, örneğin Boğaziçi ve


Bilkent Üniversitelerinde İngilizce ve öbür Avrupa dilleri, bilimsel sistemlerle öğretilmektedir. Tuhaftır ki sözde Arapça öğretenler bu çelişkiyi görmezden gelmekte ve yukarıda sözü edilen iki yanlış üzerinde her şeye rağmen ısrar etmektedirler. Bu iki yanlışın yol açtığı sorunlar ise sanıldığından çok daha büyüktür. Onun için Arapça öğrenmek durumunda olan her öğrenci, her şeyden önce bu iki büyük yanlışın farkına varabilmeli, emsallerini bu konuda uyarmalı ve bu yanlışların düzeltilmesinde akılcı stratejiler kullanarak bilimsel sistemlerin bir an önce hayata geçirilmesine yardımcı olmalıdır.

Bu stratejilerin en önemlisi, öğretmenlerin, derste yalnızca Arapça konuşmasını sağlamaktır. Eğer öğrenciler, Arapça dersi veren hocalarına örneğin, toplu şekilde ve ısrarla:

- Hocam, derste Türkçe konuşmanızı istemiyoruz. Bize, öğretmekte olduğunuz dille hitap ediniz. Çünkü bir yabancı dilin ancak bu şekilde öğrenilebileceğini, aksinin ise mümkün olmadığını öğrendik; nitekim İngilizce, Fransızca ve Almanca gibi diller bu şekilde öğretiliyor ve öğreniliyor. diye hocalarına ve okul yönetimlerine uyarıda bulunur ve bunda ısrarlı olurlarsa, sorun kısa zamanda çözülebilir. Çünkü sözde Arapça öğreten hocalar, bu ısrarlı istekler karşısında mahcup olacak ve sonunda Arapça bilmediklerini itiraf etmek zorunda kalacaklardır. Bu ise öğrencilerin ilk zaferi olacaktır. Bu aşamadan sonra öğrenci hiç değilse Bu dilin gerçek anlamda öğretildiği merkezlere yönelme zorunluluğunu hissedecektir.

Arapça öğrenmede atılacak ilk ciddi adım budur. Eğer bu öneri Türkiye’de öğrenci çevresinde yankı bulacak olursa onun, eğitimde önemli bir devrimin gerçekleşmesini sağlayacağı günlerin hiç de uzak olmadığına inanmak gerekir! Şu halde Arapça da dahil, herhangi bir yabancı dili öğrenebilmek için mutlak surette o dili hatasız konuşan ve onu bir yaşam dili olarak kullanan, aynı zamanda gramer ve edebiyat kurallarını da çok iyi bilen aydın ve öğretmenlik

formasyonuna sahip birinden eğitim almak gerekir. Bu hayırlı tavsiyeyi ciddiye alarak, aşağıda açıklanacak kurallara göre adımlarını atan öğrenciler elbette ki Arapça’yı kolayca öğrenebileceklerdir.

Bir yabancı dili en kolay biçimde ve en kısa zamanda öğrenebilmenin yolu bilimsellikten geçer. Uzmanların bu konuda şimdiye kadar saptadığı gerçeklerin özü ise şudur:

1. Yabancı dili öğreten kişinin, o dili mutlaka yazılı ve sözlü anlatımda hatasız, güncel ve akıcı olarak kullanabilmesi gerekir.

2. Yabancı dil, -sıfır yaştaki bebeğin, yaklaşık yedi yaşına gelinceye kedar annesi, babası ve çevresi tarafından- ona öğretilen ana dilinin fıtrî yöntemiyle verilmelidir. Yani dersler, yaşamın her alanından konusunu –dengeli ve serpiştirilmiş olarak- alan bir çeşitlilik içinde verilmelidir.

3. Öğrencinin derse, sıcak ve seri diyaloglarla katılımı sağlanmalı; uygulama sırasında öğrenci sırf dinleyici, sırf okuyucu veya sırf yazacı olarak kalmamalıdır.

4. Öğrenciye, ders konusunun kapsadığı olaylar, görsel ve duyumsal olarak elverdikçe yaşatılmalıdır.

5. Gramer ve edebiyat bilgileri, günlük konuşmalara serpiştirilmiş olarak öğrenciye verilmelidir.

6. Öğretimde kolaydan zora, yakından uzağa, basitten bileşiğe doğru bir açılım yelpazesi izlenerek konular işlenmelidir.

İşte elinizdeki kitap bu kurallar çerçevesinde fiilen uygulanmış dersler içermektedir. 2002 yılında İstanbul’da düzenlenen kurslarda verilen bu derslerden umut verici sonuçlar alınmıştır. Yirmişer grupluk öğrencilere


uygulanan bu derslerden onar konu toplanarak dizi halinde kitaplaştırılmıştır.

Gerek Arapça öğretenler, gerek bu dili öğrenmek isteyenler ve aynı zamanda Arapça-Türkçe, Türkçe-Arapça çeviri yapanlar da bu kitaplardan yararlanabilirler.

Bu derslerde yaşamın her alanından, homojen bir denge içinde hemen her olaydan biraz söz edilmiştir. Tarih, coğrafya, biyoloji, sağlık, psikoloji, matematik, geometri, ekonomi, ticaret, din, felsefe, sosyoloji ve mantık gibi temel bilimler başta olmak üzere, ahlâk, temizlik, çevre, küreselleşme, feminizm, afetler, savaşlar, teknoloji, uygarlık, uzay, zaman, enerji, büyü, spor, sanat ve müzik gibi genel kültür konularına kadar akla gelebilecek hayat gerçekleri bu derslerde az çok işlenmiştir. Bundan amaç, öğrenciye Arapça öğretirken onun her konuda düşüncelerini bu dille biraz ifade edebilmesini sağlamaktır.

Her ders, yaklaşık yirmi Türkçe cümleden meydana gelmekte ve genelde bir bütünlük oluşturmaktadır. Ancak metnin cümleleri önce sıra ile numaralanmış ve altlarında Arapça tercümeleriyle birlikte sunulmuştur. Daha sonra, numaralanmış cümlelerin Arapçaları normal bir yazı disiplini içinde dersin sonuna metin olarak ilave edilmiştir.

Bu diziden yararlanmak isteyen öğretmen, kural olarak, öğrencileriyle Türkçe konuşmamalı, sadece Türkçe cümleleri onlara dikte ettirirken Türkçe’yi kullanmalıdır. Öğretmenin, her derse girerken önce beş dakika kadar, işleyeceği konu ile ilgili bir konuşma yapması çok yararlı olur. Ancak bu konuşma tamamen Arapça olmalıdır. Çeviri işlemi sırasında da öğretmen, öğrencileriyle diyalog halinde olmalı, zamanını çok ekonomik olarak kullanmalıdır. Çeviri sırasında duruma göre alternatif cümlelerin yanı sıra, deyimsel kalıpları, eş anlamlıları ve zıtları da sunmalı, öğrencinin zengin bir anlatım gücü kazanabilmesi için çeşitli bilgileri Arapça olarak vermelidir.

Yabancı dil öğretiminde en önemli nokta yabancı dil ile ana dil arasındaki mantık farklarıdır. Unutulmamalıdır ki her dilin kendine göre lengüistik özellikleri, belli bir karakteri ve mantığı vardır. Özellikle çeviri sırasında çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkan bu mantık ve karakter farklarından dolayı çevirmen büyük sıkıntılar çeker. Yabancı dil öğreten hocanın işte bu konuda derin bilgi ve birikime sahip bulunması gerekir. Yoksa yabancı dilin deyim ve özel tabirlerini öğrencisine aktaramaz. Bu yüzden de öğrenci, ne kadar emek verirse versin o dili hakkıyla öğrenemez!

Arapça öğrenirken öğrencilerin, olağanüstü bir dikkatle önem vermeleri gereken bir nokta da aksandır. Yani Arapça kelimeleri, bir Arap gibi seslendirmektir. Harflerin gerek ağızdaki, gerekse hançeredeki belli mahreçlerden çıkarılması son derece önem taşır. Bu ilgiyle öğrencileri bir noktada uyarmak yararlı olacaktır. O da şudur: Arapça’da (ü) sesi yoktur. Örneğin (kitaplar) demek olan (kutub) kelimesinin (Kütüb) ya da (kütüp) olarak seslendirilmesi çok yanlıştır ve bir Arapla konuşurken kelimeyi böyle seslendirmek yanlış anlamalara da yol açabilir. En azından muhatap olan Arap, kelimeyi anlamayabilir.

Müslüman milletler arasında özellikle (Tecwîd) kurallarına çok önem vermekle ünlü olan Türklerin –hele Kur’an okurken- bu sesi kullanmaları çok düşündürücüdür. Bunun, bir dereceye kadar -Kur’an eğitimi görmemiş kimseler için- Türkçe’nin karakterinden kaynaklandığını kabul etmek mümkün ise de, özellikle (Tecwid) talimi görmüş kimselerin bu sesi çıkarmada ısrar etmesi bir talihsizliktir! Çünkü yapılmış bazı araştırmalar sonunda, -sözde arabizme karşı misilleme anlamında bu yanlışta bilinçli olarak ısrar edildiği- anlaşılmıştır! Kur’an-ı Kerim’e, hiç değilse okurken bu kadarlık bir değişiklikle Türke özgü bir özellik kazandırma kompleksi olarak ortaya çıkan bu sorun, yanlış yoldaki insanları tatmin etse de Kur’an’ın özgün vasıflarına aykırıdır ve her zaman tepki görecektir!


Bu kitapta yer alan her dersin başında, kısa bir açış konuşması metni; -eğer gerekmişse- sonunda da, o dersin bazı ayrıntılarına ilişkin açıklamalar verilmiştir. Bu açıklamalar içinde özellikle mantık farklarına ilişkin ayrıntılar bulunmaktadır.

Arap ülkelerinde ilk okul ikinci ve üçüncü sınıflar için öngörülmüş basit hikaye kitaplarını okuyup anlayabilecek kadar kendilerini yetiştirebilmiş olan öğrenciler ancak bu kitaptaki dersleri izleyebilirler. Bu nedenle Türkiye’de ancak İlâhiyat ve filoloji fakültelerinin son sınıf öğrencileri ya da mezunları ancak bu düzeye gelebilmektedirler. Dolayısıyla Kur’an kurslarında ve medreselerde okumuş bulunanlarla İmam Hatip liselerinden mezun olanlar, bu dersleri izlemekte yetersiz kalabilirler.

Başarı dileğiyle...

Ferit AYDIN























المحتويات
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم: 1...........................................................
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم: 2............................................................
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم: 3.............................................................
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم: 4............................................................
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم: 5...........................................................
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم: 6............................................................
الدَّرْسُ الأوَّلُ- الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ.....................................................
الدَّرْسُ الثَّانيِ- الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ.......................................................
الدَّرْسُ الثَّالِثُ- الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ.....................................................
الدَّرْسُ الرَّابِعُ- الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ.........................................................


HAZIRLIK DERSİ – 1
دَرْسٌ تَحْضِيرِيٌّ رقم:1


ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

سنقومَ في هذا الدرسِ بتعريبِ جُمَلٍ قصيرةٍ لحوارٍ (مُتَصَوَّرٍ) على شكلِ مَسْرَحِيَّةٍ جرَت بينَ فتاةٍ تركيةٍ وأخرى عربيةٍ، تلتقيانِ في شارِعٍ، أو ساحةٍ، أو محلٍّ تجارِيٍّ بإحدى البلادِ العربيةِ.

وهذا الحوار يبدأُ بالترحيبِ كالعادةِ، ويستمِرُ بالتعارُفِ والْمُسَائَلَةِ.

أوَّلُ من يبدأُ بالكلامِ هي الفتاةُ التركيةُ، لأنّها بِحاجةٍ إلى مَنْ يُساعِدُها، ولأنّها زائرةٌ، وحديثةُ العهدِ بهذا البلدِ العربِيِّ. ولكنّها مطمئنَّةٌ في نفسِها. لأنّها ترى مشابَهةً كبيرةً بين بلدِها وبين هذا البلدِ العربيِّ في المعتَقَدَاتِ والعاداتِ والتقاليدِ.

الفتاةُ التركيةُ تقترِبُ من فتاةٍ عربيةٍ وتقولُ لها:




1. Merhaba
مَرْحَبًا

2. Affedersiniz
عَفْوًا

3. Adım Ayşe
اِسْمِي عائِشةُ

4. Adınızı öğrenebilir miyim?
اِسْمُكِ الكرِيم؟

5. Adım Hatice
اسمي خديجةُ.

6. Türkiye’den geliyorum
أَنَا قَادِمةٌ مِن تُرْكِيَا

7. İstanbulluyum.
أنا مِن إسطنبول.

8. Siz buralı mısınız?
هلْ أَنْتِ مِنْ هُنَا؟
هَلْ أَنْتِ مِنْ هَذِهِ الْمَدِينةِ؟ (Bu şehirden misiniz?)



9 . Bana uygun bir otel gösterir misiniz?
هَلْ تَدُلِّينِي عَلىَ فُنْدُقٍ مُنَاسِبٍ؟

10. Burada bir hafta kadar kalmak istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أُقِيمَ هُنَا مُدَّةَ أُسْبوعٍ.

11. Arapça’mı ilerletmek istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أُطَوِّرَ مَعرِفَتي بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ
أُرِيدُ أَن أُتقِنَ اللُّغََةَ الْعَرَبِيَّةَ. (Arapça’yı iyi düzeyde öğrenmek istiyorum.)

12. Bu kenti ilk kezdir ziyaret ediyorum.
أزُورُ هذه المدينَةَ لأوَّلِ مَرَّةٍ.
لأوَّلِ مَرَّةٍ أزُورُ هذه المدينَةَ.

13. Şehir hoşuma gitti.
أعجَبَتْنِي الْمَدِينَةُ.

14. Onu düzenli ve temiz gördüm (buldum)
وجَدْتُهَا مُرَتَّبَةً ونَظيفةُ. (Bu cümlede نَظِيفَةً yerine طَاهِرَةً kelimesi
kullanılmaz)

15. Fırsat bulursam tekrar geleceğim.
سَأَعُودُ مَرَّةً أُخْرَى إنْ وَجَدْتُ الفُرْصَةَ.



16. Şehrin önemli yerlerini görmek istiyorum.
أُرِيدُ أن أُشَاهِدَ مَعَالِمَ الْمَدِينَةَ

17. Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz?
هل في إمكانِكِ أن تُسَاعِدِيني في ذلك؟

18. Önce müzeyi ziyaret edelim.
أوَّلاً نزُورُالْمُتْحَفَ.

19. Kentin en önemli semti bu mudur?
هل هذِهِ هِيَ أرْقىَ أحياءِ المدينةِ؟

20. Şehrin en büyük caddesinin adı nedir?
ما اسمُ الشارِعِ الرئِيسيِّ للمدينةِ؟

21. Oraya nasıl ulaşabilirim?
كيفَ أصِلُ إلى هناكَ؟

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

- مَرْحَبًا، عَفْوًا، اِسْمِي عائِشةُ، اِسْمُكِ الكرِيم؟
- اسمي خديجةُ.
- أَنَا قَادِمةٌ مِن تُرْكِيَا ، أَنَا مِنْ إسْطَنْبُول، هَلْ أَنْتِ مِنْ هَذِهِ الْمَدِينةِ؟ هَلْ تَدُلِّينِي عَلىَ فُنْدُقٍ مُنَاسِبٍ؟ أُرِيدُ أَنْ أُقِيمَ هُنَا مُدَّةَ أُسْبوعٍ. أُرِيدُ أَنْ أُطَوِّرَ مَعرِفَتي بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ. لأوَّلِ مَرَّةٍ أزُورُ هذه المدينَةَ. أعجَبَتْنِي المدينةُ. سأعودُ مرةً أخرى إن وجدْتُ الفُرصَةَ. إريدُ أن أُشَاهِدَ معالِمَ المدينَةَ. هل في إمكانِكِ أن تُسَاعِدِيني في ذلك؟

أوَّلاً نزُورُ الْمُتْحَفَ. هل هذِهِ هِيَ أرْقىَ أحياءِ المدينةِ؟ ما اسمُ الشارِعِ الرئِيسيِّ للمدينةِ؟ كيفَ أصِلُ إلى هناكَ؟


AÇIKLAMA:

Bu dersin 4’üncü ve 14’üncü cümlelerine ilişkin birer açıklama gerekmektedir.

4’üncü cümlede Türkçe ile Arapça karşılıklar arasında kelime bazında önemli farklar vardır. «Adınızı öğrenebilir miyim?» cümlesinin karşılığı olan اِسْمُكِ الكرِيم؟cümlesi, kelime bazında «Değerli adınız?..» anlamını vermektedir. Bu ise iki dilin mantık farkından kaynaklanmaktadır. Dil mantığından kaynaklanan bu farklılıklara, ileriki derslerde de sık sık rastlanacaktır.

14’üncü cümlede de eşanlamlılardan biri, öbürünün yerinde kullanılamamaktadır. Arapça’da birçok eşanlamlı kelime bulunmaktadır. Konuşmacı ya da yazar kişi, bunlardan hangisinin uygun olduğunu çok iyi bilmeli ve seçmelidir.



***



HAZIRLIK DERSİ – 2
درسٌ تحضيريٌ رقم: 2


ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:

أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

درسنا في الحصّةِ الماضيةِ حوارًا سريعًا جرى بين فتاةٍ تُركيَّةٍ وأُخْرَى عربيةٍ. وعلِمنا أنَّ الفتاةَ التركيةَ قد زارتْ بلدًا عربيًّا تُريد تطويرَ معرِفَتِها باللغةِ العربيةِ.

يمكِنُنَا أن نتحصّلَ من هذا الحوارِ أمورًا مثيرةً قد لا يعلمُها من يجهلُ النسيجَ الإجتماعيَّ وَالنَّـزَعَاتِ الكامِنةَ للشبيبةِ في تركيا. ذلكَ أنّ كثيرًا من الشباب الأتراك يحرُصونَ على تعلُّمِ اللغةِ العربيةِ ولا يجدون الوسطَ الملائِمَ ولا مَن يُعَلِّمُهُم إيّاها بالوجهِ الصحيح. وكثيرٌ منهم يريدونَ أن يزوروا بلدًا عربيًّا، إمَّا ليتعلّموا العربيةَ بالطريق المباشِرِ، والإحتكاكِ بالناسِ العربِ. أو إمّا أن ينخرِطوا في معهدٍ أو جامعةٍ ليطوِّرو ما قد اكتسبوهُ من المعرفةِ بهذه اللغةِ في بلدِهم. وهذا يدلُ على شُعورِهم الطيِّبِ بالقرآنِ ولُغتِهِ.

هذا، ويترتّبُ على كلِّ عربيٍّ أن يهتمَّ بهؤلاءِ الشّبابِ، كما نجد هذا الشعورَ في الفتاةِ العربيةِ (خديجة) بطلِ قصّتِنا من خلالِ حوارِها معَ الفتاةِ التركيةِ (عائشةَ). وذلك فيما يلي:

1. Bayan, hoş geldiniz, mesleğiniz nedir, biraz kendinizden söz eder misiniz?
آنَسْتِينَا يَا سيِّدَةُ، مَا مِهْنَتُكِ؟ سَمِّعِينَا شَيْئًا عَنْكِ مِنْ فَضْلِكِ.

2. Memnuniyetle; ben henüz okuyorum.
مَرْحَبًا، أنا مَازِلْتُ أدْرُسُ.

3. İstanbul’da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenciyim.
أنا طَالِبةٌ في كُلِّيَةِ الْعُلُومِ الإسلاميةِ التَّابِعةِ لِجَامِعَةِ مَرْمَرَه، في إسطنبول.

4. Fakat gördüğünüz gibi Arapça iyi konuşamıyorum.
وَلَكِنِّي كَمَا تَرَيْنَ، لا أُتْقِنُ اللُّغةَ العربيةَ.

5. Birçok nedenleri var, fakat şimdilik açıklayamam!
لَهَا أسْبَابٌ عَدِيدةٌ، وَلَكِنِّي لا أسْتَطِيعُ التَّصْرِيحَ بِهَا الآنَ!

6. Onun için ülkenizi ziyaret ettim.
ولِهذا زُرتُ بلَدَكُم.

7. Burada bir süre kalmak istiyorum.
أريدُ أن أقيمَ هُنا مدّةً قصيرَةً.

8. İnsanlarla konuşmak istiyorum.
أريدُ أن أتحدّثَ مع الناسِ

9. Çünkü bir dilin ancak bu şekilde öğrenilebileceğine inanıyorum.
لأنِّي مُتأكِّدةٌ أنَّ أيَّ لُغَةٍ، لا يُمكِنُ إتْقَانُها إلاَّ بِهذه الطريقةِ.

10. Arapça’yı ülkemizde öğrenemiyoruz.
إنَّنَا لاَ نَتَمَكَّنُ مِنْ إتْقَانِ اللُّغَةِ العربيةِ في بَلَدِنَا.

11. Ne yazık ki bu amaç için uygun bir ortam yoktur.
ويَاللأسَفِ، لا يوجَدُ لهذا الغرَضِ وسطٌ ملائِمٌ.

12. Fakat görüyorum ki Arapça’yı tamamen bilmiyor değilsin.
غَيْرََ أنِّي أرَاكِ لاَ تجهَلينَ العربيَةَ تمامًا.

13. İşte güzel konuşuyorsunuz.
وَهَا تَتَكَلَّمِينَ بِطَلاَقةٍ.

14. Hayır, mesele bildiğiniz gibi değil.
كَلاَّ، لَيْسَ الأمرُ كَمَا تَعْلَمِينَ.

15. Bazen istediğimi anlatamıyorum.
أَحْيَانًا لاَ أتمكَّنُ مِنْ شَرْحِ مَا أنا بِصَدَدِهِ.

16. Ben ise Arapça’yı çok iyi öğrenmek istiyorum.
أمَّا أنِي في الحقيقةِ أريد أنْ أُتْقِنَ اللُّغَةَ العربيةَ حقَّ الإتقانِ.


17. Bu ise ancak insanlarla diyalog kurmak suretiyle mümkün olabilir.
وهذا لا يمكن إلاَّ عن طريقِ الحوارِ مع الناسِ.

18. Tabi bu doğrudur.
هذا كلامٌ صَحِيحٌ طبعًا.

19. İnsanlarla devamlı temas halinde bulunmalısınız
ينبغِي أن تكونِي على اتّصالٍ مُسْتَمِرٍّ مع الناسِ.

20. Elbette ki onlarla içli dışlı olmak, onlarla düşüp kalkmak lâzımdır.
يجبُ الإحْتِكَاكُ بِهم، والتَّفَاعُلُ مَعَهُمْ لا محالَةَ.

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

- آنستِينَا يا سيِّدَةُ، ما مِهنَتُكِ؟ سَمِّعِينَا شَيْئًا عَنْكِ من فضلِكِ.
- مرحبًا، أنا مازِلتُ أدْرُسُ. أنا طالِبةٌ في كُلِّيَةِ العلومِ الإسلاميةِ التابعةِ لجامعةِ مرمره، في إسطنبول. ولكنّي كما تَرَيْنَ لا أُتْقِنُ اللغةَ العربيةَ. لَهَا أسْبَابٌ عديدةٌ ولكنِّي لا أستطيعُ التصريحَ بها الآن! ولِهذا زُرتُ بلَدَكُم. أريدُ أن أقيمَ هُنا مدّةً قصيرَةً. أريدُ أن أتحدّثَ مع الناسِ. لأنِّي مُتأكِّدةٌ أنَّ أيَّ لُغَةٍ، لا يُمكِنُ إتْقَانُها إلاَّ بِهذه الطريقةِ. إنّنا لا نتمكَّنُ من إتقانِ اللغةِ العربيةِ في بَلَدِنَا. ويَاللأسَفِ، لا يوجَدُ لهذا الغرَضِ وسطٌ ملائِمٌ.

- غيرَ أنِّي أراكِ لا تجهَلينَ العربيَةَ تمامًا. وها تتكَلَّمِينَ بطلاقةٍ.
- كلاَّ، ليسَ الأمرُ كما تعلمينَ. أحيانًا لا أتمكّنُ من شرحِ ما أنا بِصَدَدِهِ. أمَّا أنِي في الحقيقةِ أريد أنْ أُتْقِنَ اللُّغَةَ العربيةَ حقَّ الإتقانِ. وهذا لا يمكن إلاَّ عن طريقِ الحوارِ مع الناسِ.

- هذا كلامٌ صحيحٌ طبعًا. ينبغِي أن تكونِي على اتّصالٍ مُسْتُمِرٍّ مع الناسِ. يجبُ الإحتكاكُ بِهم، والتفاعُلُ معهُمْ لا محالَةَ.



Açıklama:
Yukarıda birinci cümlede, سَمِّعِينَا شَيْئًا عَنْكِ tabiri, «Kendinle ilgili olarak bizi biraz dinlet» gibi bir anlam vermektedir; ancak böyle bir çeviri, Türk dil mantığına aykırıdır. Onun için yukarıdaki kesit, yaklaşık olarak «Biraz kendinizden söz eder misiniz?» şeklinde çevrilmiştir.

***








HAZIRLIK DERSİ – 3
درسٌ تحضيريٌ رقم: 3

ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:

أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

فإنّنا وجدنا فيما سبقَ أن الحوارَ بدأَ يتطوّرُ بين الفتاتينِ، وأنّ الجانِبَ الهامَّ لهذا الحوارِ يبدو في تعبير عائشةَ عن نفسِها حينَ تقولُ :
»- إنّنا لا نتمكَّنُ من إتقانِ اللغةِ العربيةِ في بَلَدِنَا، ويَاللأسَفِ، لا يوجَدُ لهذا الغرَضِ وسطٌ ملائِمٌ.«

فلعلّها واجَهتْ عقباتٍ لم تُرِدِ الإفصاحَ عنها، بل اكتفتْ بالإلماحِ إليها حين قالت:
»- لَهَا أسْبَابٌ عديدةٌ ولكنِّي لا أستطيعُ التصريحَ بها الآن!«

والأمرُ الذي يبعثُ الفرحَ في قلبِ مَن يشهد مثل هذا الحوارِ، أن الفتاةَ العربيةَ تستقبِلُ الفتاةَ التركيةَ بحفاوةٍ،، وتبذَُلُ كلَّ جهودِها لتُضيِّفَها في بيتِها. غير أن المساعدة التي تُقَدِّمُهَا خديجةُ لضيفِها عائشةَ تتعدّى نطاقَ المساعدةِ وتبلُعُ حدودَ التضحيةِ والفداءِ، كما سنشاهد ذلك نحنُ أيضًا من خلالِ حوارِهما فيما يلي.

1. Kardeşim Ayşe, seninle karşılaştığıma çok sevindim.
يا أُخْتِي عائشةَ، إنّي لَسَعيدةٌ جِدًّا بلِقائِكِ.

2. Arapça’nı ilerletmen için aklıma uygun bir çözüm geldi.
لَقَدْ ذَكَرْتُ حَلاًّ مُنَاسِبًا لِتَطْوِيرِ مَعْرِفَتِكِ باللُّغةِ العربيةِ.

3. Bir süre bizde misafir kalırsın.
تُقِيمِينَ مَعَنَا مدّةً.

4. Seninle yarın, Yabancılara Arapça öğreten bir koleje gideceğiz.
أنا وإيّاكِ، سنذهبُ غدًا إلى مَْعهَدٍ تَتُمُّ فيها التدريسُ لِغَيْرِ النُّاطِقِينَ بالعربيةِ.

5. Seni Kolejin Müdürü ile tanıştıracağım.
سَأُعَرِّفُكِ بِمُدِيرِ الْمَعْهَد.ِ

6. Çok değerli bir şahsiyettir.
إنَّهُ رَجُلٌ فَاضِلٌ.

7. Sana çok yardımcı olacak.
سَوْفَ يُسَاعِدُكِ جدًّا.

8. Bu kolejde sırf yabancı gençler ders görmektedirler.
لاَ يَدْرُسُ في هَذَا الْمَعْهَدِ إلاَّ شَبَابٌ أَجَانِبُ

9. Bunların hepsi de Arapça öğreniyorlar.
كُلُّهُمْ يَتَعَلَّمُونَ اللُّغةَ العربيةَ.
10. Bu koleje girdikten sonra Arapça’yı kurallarına göre öğreneceksin.
بَعْدَ أنْ تَدْخُلِي هَذَا الْمَعْهَدَ، سَوْفَ تَتَعَلَّمِينَ اللُّغةَ الْعَرَبِيَّةَ وُفْقًا لِقَوَاعِدِهَا.

11. çok başarılı olacağından eminim.
إنّي واثِقةٌ أنّكِ سَوفَ تنْجَحِينَ بِتَفَوُّقٍ.

12. Kısa zamanda Arapça’yı akıcı bir şekilde konuşacaksın.
وسوف تتكَلَّمين بالعربيةِ في مدّةٍ قصيرةٍ وَبِطَلاَقةٍ.

13. Bizde kaldığın sürece rahat edeceksin.
سَتَتَمَتَّعِينَ بِطُمَاْنينةٍ مَا دُمْتِ عِنْدَنا.

14. Sana evimizde bir oda tahsis edeceğiz.
سَنُخَصِّصُ لَكِ حُجْرَةً في بَيْتِنَا.

15. Ev ödevlerini yaparken de sana yardımcı olacağım.
وَسَوْفَ أُسَاعِدُكِ عِنْدَمَا تَقُومِينَ بِإِعْدَادِ وَاجِباتِكِ الْمَنْـزِلِيَّةِ.

16. Kardeşlerim Bessam ve Züheyr de sana yardımcı olacaklardır.
وَكَذَلِكَ شَقِيقَايَ بَسًّامٌ وَزُهَيْرٌ، سَوْفَ يُسَاعِدَانِكِ.

17. Annem güzel yemek pişirir.
إنَّ اُمِّي تُحسِنُ الطَّبخَ

18. Onun yaptığı lezzetli yemeklerden birlikte yeriz.
سَوْفَ نَتَنَاوَلُ مَعًا مِن طَبِيخَتِهَا الّذيذَةِ.

19. Tatil günlerinde de seni gezdireceğim.
وسأقومُ بِالتِّجْوَالِ مَعَكِ في أيّامِ العُطْلَةِ.

20. Bu günleri asla unutamayacaksın.
سوفَ لن تَنْسَيْ هذه الأيامَ أبدًا.

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

- يا أُخْتِي عائشةَ، إنّي لَسَعِيدةٌ جِدًّا بلِقائِكِ. لقد ذَكَرْتُ حَلاًّ مُناسِبًا لتطويرِ معرِفَتِكِ باللُّغةِ العربيةِ:

تُقِيمِينَ مَعَنَا مدّةً. أنا وإيّاكِ، سَنَذْهَبُ غدًا إلى معهَدٍ تَتُمُّ فيها التدريسُ لغيرِ الناطقينَ بالعربيةِ. سَأُعَرِّفُكِ بمديرِ المعهَد.ِ إنّه رجلٌ فاضِلٌ. سوفَ يُسَاعِدُكِ جدًّا.

لا يدرُسُ في هذا المعهدِ إلاَّ شبابٌ أجانِبُ. كُلُّهم يتعلَّمونَ اللغةَ العربيةَ. بعد أن تدخُلي هذا المعهدَ، سوفَ تتعلّمينَ اللغةَ العربيةَ وُفْقًا لِقَوَاعِدِها.

إنّي واثِقٌ أنّكِ سَوفَ تنْجَحينَ بِتَفَوُّقٍ. وسوف تتكَلَّمين بالعربيةِ في مدّةٍ قصيرةٍ وَبِطَلاَقةٍ. سَتَتَمَتَّعينَ بِطُمَاْنينةٍ ما دُمتِ عِندَنا. سَنُخَصِّصُ لَكِ حُجْرَةً في بَيْتِنَا. وسوفَ أُسَاعِدُكِ عندما تَقُومِينَ بِإِعْدَادِ وَاجِباتِكِ المنـزِلِيَّةِ. وكذلك شَقِيقَايَ بَسًّامٌ وَزُهَيْرٌ، سوفَ يُسَاعِدَانِكِ.

إنَّ اُمِّي تُحسِنُ الطَّبخَ. سوفَ نتنَاوَلُ معًا مِنْ طَبِيخَتِهَا الّذِيذَةِ. وسَأَقومُ بِالتِّجْوَالِ مَعَكِ في أيّامِ العُطْلَةِ. سَوْفَ لَنْ تَنْسَيْ هَذِهِ الأيامَ أبدًا.


***





















HAZIRLIK DERSİ - 4
درسٌ تحضيريٌ رقم: 4


ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

فإنَّ عائشةَ أصبحتْ في النهايةِ تلميذَةً في معهد اللُّغةِ العربيةِ. وذلك بفضل الْمُسَاعَدَاتِ التي قَدَّمَتْهَا خَدِيجَةُ. وهذه كانتْ الضَّالَّةَ الْمَنْشُودَةَ التي طَالَمَا حَلَمَتْ بها عائِشَةُ.

وافق مديرُ المعهدِ على طلبِها، فالتحقتْ بهذه المدرسة التي تواصِلُ فيها جماعةٌ من الشبابِ الأجانبِ دراسَتَهَا، ويتعلّمونَ فيها اللُّغةَ العربيةَ.

ولقد كان حظُّ عائشةَ وَافرًا حينَ زَوَّدَتْهَا إدارةُ المدرسةِ بمجموعةٍ من الكُتُبِ مجَّانًا. فكانتْ السعادةُ تغمُرُها وهي ترافِقُ زميلَتَها خديجةَ إلى دارها.
أما قصّةُ الْتِحَاقِِِهَا بالمعهدِ، فهي كما تلي:




1. Müdür Bey, Ayşe benim arkadaşımdır.
يا سيِّدَ الْمُدِير، عَائِشَةُ هِيَ زَمِيلَتِي.

2. Türkiye’den geldi.
إِنَّهَا جَائتْ مِنْ تُركِيَا.

3. Ailesi İstanbul’da oturuyor.
أُسْرَتُها تُقِيمُ فِي إسطنبول.

4. Kendisi ise bizde misafir kalıyor.
أمَّا هي، فتُقيمُ الآنَ عِنْدَنا ضَيْفًا.

5. Kolejinizde okumak istiyor.
إنّها تُرِيدُ أن تَدْرُسَ في مَعْهَدِكُمْ

6. Bunun için gerekli işlemlerin yapılmasını diliyorum.
فَأَرْجُو إِنْهَاءَ الإجْرَاءَاتِ اللاَّزِمَةِ لِهَذَا الأمرِ.

7. Güzel, buna çok sevindim.
حسَنًا، سَرَّنِي هذا.

8. Matmazel Ayşe’ye, hoş geldin diyorum.
أُرَحِّبُ بالآنِسَةِ عائِشَةَ.

9. Ayşe, önce kolej idaresine bir dilekçe sunsun.
فَلْتَتَقَدّمْ عائشةُ أوَّلاَ بِطَلَبٍ كِتَابِيٍّ إِلى إِدَارَةِ الْمَعْهَدِ.


10. Onu birinci sınıfa kaydedeceğiz.
سَنُسَجِّلُهَا في الصّفِّ الأوَّلِ.

11. Öğrenim günlük olarak altı saattir.
الدِّرَاسَةُ سِتُّ سَاعَاتٍ يَوْمِيًّا.

12. Sabahleyin saat sekiz buçukta başlar.
تَبْدَاُ في الساعةِ الثامِنَةِ صباحًا.

13. Gerekli kitapları biz ona vereceğiz.
نحنُ سوفَ نَمنَحُها الكُتُبَ اللازِمَةَ (نحنُ سَنُزَوِّدُهَا بالكُتُبَ اللازِمَةَ)

14. Kolej idaresi, öğrencilerine gerekli kitapları parasız verir.
تَمْنَحُ إِدَارَةُ الْمَعْهَدِ الكُتُبَ اللازِمَةَ إلى طُلاَّبِها مَجَّانًا.

15. Ayşe, okulumuzun kurallarına uymalıdır.
يَتَرَتَّبُ على عائِشَةَ مُرَاعَاةُ النُظُمِ الخاصَّةِ بِمَدْرَسَتِنَا.

16. Umarım Ayşe başarı gösterir.
إَرْجُو أنْ تَكُونَ عائِشَةُ ناجِحَةً.

17. Kolejimizde öğrenim süresi dört yıldır.
إنَّ مُدَّةَ الدِّرَاسَةِ في مَعهَدِنَا أربَعُ سَنَواتٍ.

18. Bu süre içinde yabancı gençler Arapça’yı öğrenirler.
الشبابُ الأجَانِبُ في ظَرْفِ هَذِهِ الْمُدَّةِ يَتَعَلَّمُونَ اللُّغةَ العربيةَ.
19. Her yıl okul birincisine bir ödül veririz.
كُلَّ عَامٍ نَمْنَخُ فَائزَ الْمَدْرَسَةِ جَائِزَةً.

20. Umarım bu yılın ödülünü Ayşe kazanır.
أَرْجُو أنْ تَظْفَرَ عَائِشَةُ جَائِزَةَ هَذِهِ السنةِ.

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

- يا سيِّدَ الْمُدِير، عائشةُ هي زميلتي. إنّها جَائتْ مِنْ تُركِيَا. أُسْرَتُها تُقِيمُ فِي إسطنبول. أمّا هي، فتُقيمُ الآنَ عِندَنا ضَيْفًا. إنّها تُرِيدُ أن تَدْرُسَ في معهَدِكُمْ. فَأَرْجُو إِنْهَاءَ الإجْرَاءَاتِ اللاَّزِمَةِ لهذا الأمرِ.

- حَسَنًا، سَرَّنِي هذا. أُرَحِّبُ بالآنِسَةِ عائِشَةَ. فَلْتَتَقَدّمْ عائشةُ أوَّلاَ بِطَلَبٍ كِتَابِيٍّ إلى إِدَارَةِ الْمَعْهَدِ. سَنُسَجِّلُهَا في الصّفِّ الأوَّلِ. الدِّراسَةُ سِتُّ سَاعَاتٍ يومِيًّا. تَبْدَاُ في الساعةِ الثامِنَةِ صَبَاحًا. نحنُ سوفَ نَمنَحُهَا الكُتُبَ اللاَّزِمَةَ. تَمْنَحُ إِدَارَةُ الْمَعْهَدِ الكُتُبَ اللاَّزِمَةَ إلى طُلاَّبِها مَجَّانًا. يترتَّبُ على عائِشَةَ مُرَاعَاةُ النُظُمِ الخاصَّةِ بِمَدْرَسَتِنَا. إرجو أن تكونَ عائِشَةُ ناجِحَةً.

إنَّ مدّةَ الدِّراسَةِ في مَعْهَدِنَا أربَعُ سَنَواتٍ. الشبابُ الأجانِبُ في ظرفِ هذه المُدَّةِ يَتَعَلَّمونَ اللغةَ العربيةَ. كُلَّ عَامٍ نَمْنَخُ فائزَ الْمَدْرَسَةِ جائِزَةً. أرجو أنْ تَظْفَرَ عائِشَةُ جَائِزَةَ هَذِهِ السَّنَةِ.
***

HAZIRLIK DERSİ - 5
درسٌ تحضيريٌ رقم: 5


ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

فإنّ عائشَةَ رُبَمَا كَانَتْ أَسْعَدَ الناسِ في اليومِ الأوَّلِ مِنْ دِرَاسَتِهَا بِمَعْهَدِ اللُّغَةِ العربيةِ. لم تكن الكلماتُ وافيةً للتعبيرِ عن مدى هذه السعادةِ.

هَيَا بِنَا نُتَابِعُ عَائِشَةَ في أحْوَالِهَا وَعَوَاطِفِهَا وهي تأخذُ مَكَانَها بِقَاعَةِ الدرسِ لأوّلِ يومٍ مِنْ دِرَاسَتِهَا.


1. Çok hoş ve mutlu bir gündü.
كَانَ يومًا سَعِيدًا وَمُمْتِعًا.

2. Ayşe, yeni kitaplarının sayfalarını çevirip göz atarken ne kadar da mutluydu.
فَكَمْ كانتْ عائِشَةُ فَرِحَةً وهي تَتَصَفَّحُ كُتُبَهَا الجديدةَ.

3. O, hayallerinin bu kadar çabuk gerçekleşebileceğine inanmıyordu.
إنّها لم تكُنْ تَتَوَقَّعُ أنَّ أحْلاَمَهَا تَتَحَقَّقُ بِهذِهِ السُّرْعَةِ.

4. Ayşe muradına ermişti (amacına ulaşmıştı.)
لقد كانت عائِشَةُ بَلَغَتْ مُنَاهَا.

5. Sevinerek kendi kendine mırıldanıyordu:
كانتْ تَهمِسُ إلى نَفْسِها في ابْتِهَاجٍ.

6. Ne kadar da şanslıyım, diyordu.
فَتَقُولُ يَا لحُسْنَ حظّي!

7. Yahu ben sade bir turisttim!
تُرىَ هل كُنتُ أكثَرَ مِنْ سائِحَةٍ!

8. Daha dün, bu kentte yabancı biriydim.
كُنْتُ شَخْصًا غَرِيبًا في هِذِهِ المَدِينةِ بالأمْسِ.

9. Kader beni burada bir genç kızla karşılaştırdı, oysa daha önce ramızda hiçbir ilişki yoktu.
فَجَمَعَنِي القَدَرُ هُنا بِفَتَاةٍ لم تَكُنْ بينِي وبينَها صِلَةٌ مِنْ قَبْلُ.

10. Beni sıcak karşıladı, evinde konuk etti
اِسْتَقْبَلَتْني بِحَفَاوَةٍ وَضَيَّفَتْنِي في بَيْتِهَا.

11. Ve bütün imkanlarıyla bana yardım etti.
وَسَاعَدَتْنِي بِأَقْصَى إمْكانَاتِهَا.



12. Ailesi bana evinde bir oda tahsis etti.
وَخَصَّصَتْ لي أُسْرَتُها حُجْرَةً في بَيْتِهَا.

13. Şimdi ise Arap Dili Kolejinde öğrenciyim.
والآنَ قد أَصْبَحتُ تِلْمِيذَةً في مَعْهَدِ اللُّغةِ العربيةِ.

14. Bu kolejde dört yıl okuyacağım.
سَأَدْرُسُ في هذا الْمَعْهَدِ أربَعَ سَنَواتٍ.

15. Buradan üstün başarıyla mezun olacağım.
سَأتَخَرَّجُ مِنهُ بِأعَلَىَ دَرَجَةٍ مِنَ النَّجَاحِ.

16. Okulun birincisi olacağım ve inşallah ödülü ben alacağım.
سوفَ أكونُ أنا الفائِزَةَ لِلْمَعْهَدِ، وسوفَ أظفَرُ بالجائِزةِ إنْ شاءَ اللهُ.

17. Fakat bütün bu iyiliklerin altından kalkabilecek miyim!
ولكنّه هل يَسَعُنِي أن أُقابِلَ كُلَّ هذا الجمِيلَ بِما يَسْتَحِقُّهُ؟!

18. Asla, bu imkansız.
كلاَّ، إنّه مُسْتَحِيلٌ.

19. Bu, erdemli ve değerli bir ailedir.
إنَّ هَذِهِ أُسْرَةٌ فاضِلَةٌ.

20. Bu şehir de güzeldir.
وهذه مَدِينَةٌ طيِّبَةٌ.

21. Bu okulsa takdir ve saygıya layık bir ilim evidir.
وهذا الْمَعْهَدُ دَارُ عِلْمٍ، جَدِيرٌ بالتقْدِيرِ والتوْقِيرِ.

22. Herkese teşekkürler.
فَشُكْرًا للجَمِيعِ.

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

كانَ يومًا سعيدًا ومُمْتِعًا. فَكَمْ كانتْ عائِشَةُ فَرِحَةً وهي. تَتَصَفَّحُ كُتُبَها الجديدةَ. إنّها لم تكُنْ تتوقَّعُ أنَّ أحْلاَمَها تتحقَّقُ بِهذه السُّرعةِ. لقد كانت عائِشَةُ بَلَغَتْ مُنَاهَا. كانتْ تَهمِسُ إلى نفسِها في ابْتِهَاجٍ. فَتَقُولُ يَا لحُسْنَ حظّي! تُرىَ هل كُنتُ أكثَرَ مِنْ سائِحَةٍ! كُنْتُ شَخْصًا غَرِيبًا في هِذِهِ المَدِينةِ بالأمْسِ. فَجَمَعَنِي القَدَرُ هُنا بِفَتَاةٍ لم تَكُنْ بَيْنِِي وَبَيْنَهَا صِلَةٌ مِنْ قَبْلُ. اِسْتَقْبَلَتْني بِحَفَاوَةٍ وَضَيَّفَتْنِي في بَيْتِهَا. وَساعَدَتْنِي بِأقْصَى إمْكانَاتِها. وَخَصَّصَتْ لي أُسْرَتُها حُجْرَةً في بَيْتِهَا. والآنَ قد أصبَحتُ تِلميذَةً في معهدِ اللُّغةِ العربيةِ. سَأَدْرُسُ في هذا الْمَعْهَدِ أربَعَ سَنَواتٍ. سَأتَخَرَّجُ مِنهُ بِأعَلَىَ دَرَجَةٍ مِنَ النَّجَاحِ. سوفَ أكونُ أنا الفائِزَةَ لِلْمَعْهَدِ، وسوفَ أظفَرُ بالجائِزةِ إنْ شاءَ اللهُ. ولكنّه هل يَسَعُنِي أن أُقابِلَ كُلَّ هذا الجمِيلَ بِما يَسْتَحِقُّهُ؟! كلاَّ، إنّه مُسْتَحِيلٌ. إنَّ هَذِهِ أُسرَةٌ فاضِلَةٌ. وهذه مدينَةٌ طيِّبَةٌ. وهذا الْمَعْهَدُ دَارُ عِلْمٍ، جَدِيرٌ بالتقْدِيرِ والتوْقِيرِ. فَشُكْرًا للجَمِيعِ.

***

HAZIRLIK DERSİ - 6
درسٌ تحضيريٌ رقم: 6


ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

فإنَّ عائشةَ أصبحت في النهايةِ من تلامذةِ معهد اللُّغةِ العربيةِ لغير الناطقينَ بِها. إنّها في اليومِ الأوّلِ دخلَتْ قاعةَ الدرسِ وجلستْ عند فتاةٍ يابانيةٍ، وفي قلبِها هواجِسُ غريبةٌ. إنها لم تكن تَعْلَمُ شَيئًا مِنَ اللُّغَةَ اليابانيَّةَ، ولا زَمِيلَتُهَا الجديدةُ تعلمُ شيئًا من اللُّغة التُركيةِ.

فبدأتْ اليابانيةُ تُكَلِّمُها بالعربيةِ. ولكنّ عائشةَ كانت تعاني من عجزٍ بالِغٍ في الإجابَةِ على أسئِلَتِها.

دامتْ هذه الْمُحَاوَلَةُ اليائِسَةُ بينهما حتّى دخلتْ الْمُدَرِّسَةُ، فسلَّمتْ على التلامذةِ. فبدأت تتعرّفُ على أسمائِهم واحِدًا واحِدًا.

اهتمّتْ الْمُدَرِّسَةُ بِعائِشَةَ غايةَ الإهتمامِ، ولكنّها لمّا تأكّدتْ أن عائِشَةَ عاجزةٌ عن التعبيرِ، استدعتْ فتاةً من تلامذتِها التُركيّاتِ بالصفوفِ المتقدِّمةِ اِسمُها سُمَيَّةُ. وذلك لِتَقُومَ بِمُهِمَّةِ الترجمةِ بينهما.

فأخَذَتْ عائِشَةُ تُكلِّمُ الْمُدَرِّسَةَ باللُّغةِ التركيةِ وزميلتُها سُمَيَّةُ تَنقُلُ كَلاَمَهَا إلى المُدَرِّسَةِ باللُّغةِ العربيةِ. فكانَ من جملةِ ما قالتْ عائِشَةُ:

1. Ben İstanbul’da İlahiyat Fakültesinde öğrenciydim.
أنا كُنْتُ طالِبَةً بِكُلِّيَةِ العُلُومِ الإسلامِيَّةِ في إسطنبول.

2. Uzun bir süredir orada Arapça öğrenmeye çabalıyordum.
منذ فَتْرَةٍ طويلةٍٍ وأنا أُحَاوِلُ أنْ أتعلَّمَ اللُّغةَ العربيةَ هُنَاكَ.

3. Fakat anlatımda hâlâ büyük bir sorunla karşılaşıyorum.
وَلَكِنِّي مازِلْتُ أجدُ صُعُوبةً كبيرةً في التعبير.

4. Çünkü önümde büyük engeller vardı.
لأنّهُ كانت أَمَاِمي عَقَبَاتٌ كبيرة

5. Kur’an’ın dilini ne çok da seviyorum!
وَكَمْ أُحِبّ لُغَةَ القرآنِ !

6. Fakat onu bana orada doğru öğretecek bir kimse bulamadım.
إلاّ أنّي لم أَجِدْ هُنَاكَ مَنْ يُعَلِّمُنِي إِيَّاهَا بِالْوَجْهِ الصَّحِيحِ


7. Ülkemizde Arapça öğretiminde kullanılan yöntem zordur-sıkıntılıdır.ِ
إنَّ الطريقة التي تُمارَسُ في بلادِنا لِتَعَلِيمِهَا، طريقةٌ وعرةٌ

8. Müfredatlar yeterli değildir.
اَلْمُقَرَّرَاتُ غَيْرُ كَافِيَةٍ

9. Öğretmenlerin bizzat kendileri bile Arapç’yı yazılı ve sözlü anlatımda kullanamamaktadırlar.
وحتّى المدَرِّسونَ أنفُسُهُمْ لا يُتْقِنونَ اللُّغةَ العربيةَ نُطْقًا وَكِتَابَةً.

10. Bu ise, en şaşırtıcı şeylerden biridir.
وهذا من أشدِّ الأمورِ غَرَابَةً.

11. Arapça artık terk edilmiştir.
لقد أَصْبَحَتْ اللُّغةُ العربيةُ مَهْجُورَةً

12. Ülkemizde artık kimse onunla ilgilenmemektedir.
مَا عَادَ أَحَدٌ يَهْتَمُّ بها في بِلاَدِنَا

13. Biz müslümanların tümü bu dili koruma sorumluluğunu taşıyoruz.
نحن المسلمين كُلُّنَا مَسؤُولُونَ عنِ الحِْفَاظِ عَلَى هَذِهَ اللُّغَةِ

14. Arapça sadece Arapların dili değil.
العَرَبِيَّةُ لَيْسَتْ لُغَةَ الْعَرَبِ فَحَسْبُ،




15. Bilakis o, müslümanlararası ortak bir dildir.
وإنّمَا هِيَ اللُّغَةُ الْمُشْتَرَكَة بين المسلمين.

16. Dili bilmeyenden öğrenmemem gerekir.
لاَ يَنْبَغِي أَنْ أَتَعَلّمَ اللُّغَةَ مِمَّنْ لاَ يُتقنُها.

17. Yeterliliğe sahip olmayan birinden bir şey öğrenen vaktini de malını da kaybeder.
مَنْ تَعَلَّمَ شَيْئًا مِنْ غَيْرِ ذِي كَفَائَةٍ خَسَرَ في وَقْتِهِ وَمَالِهِ.

18. Bir şeyi, ehli olmayan birinden öğrenen, sonunda pişman olur.
مَنْ تَعَلَّمَ شَيْئًا مِنْ غَيْرِ أَهْلِهِ نَدِمَ في النِّهَايِةِ

19. Arapça’yı, iki amacı gerçekleştirmek için öğrenmek istiyorum.
أَرِيدُ أَنْ أَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ الْعَرَبِيَّةَ لِتَحْقِيقِ هَدَفَيْن.ِ

20. Ayet ve hadislerin manalarını anlayabilmem için;
لأَتَمَكَّنَ مِنْ فَهْمِ مَعَانِي الآيَاتِ وَالأَحَادِيثِ

21. Ve dilimizi bilmeyen müslümanlarla konuşabilmek için...
وَلأَتَمَكَّنَ مِنْ الْحَدِيثِ مَعَ المسلمين الذين لا يَتَكَلَّمُونَ بِلُغَتِنَا.








CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

أنا كُنْتُ طالِبَةً بِكُلِّيَةِ العُلُومِ الإسلامِيَّةِ في إسطنبول. منذ فترة طويلةٍٍ وأنا أحاول أن أتعلم اللغة العربية هناكَ. ولكنّي مازِلْتُ أجد صعوبةً كبيرةً في التعبير. لأنّهُ كانت أمامي عقباتٌ كبيرة. وكم أُحِبُّ لُغَةَ القرآنِ ! إلاّ أنّي لم أَجِدْ هُنَاكَ مَنْ يُعَلِّمُني إياها بالوجهِ الصحيح. إنّ الطريقة التي تُمَارَسُ في بلادِنا لتعليمها طريقةٌ وعرةٌ. والمقرراتُ غَيْرُ كَافِيَةٍ. وحتّى المدَرِّسونَ أنفُسُهُمْ لا يُتقِنونَ اللغةَ الْعَرَبِيَّةَ نُطْقًا وَكِتَابَةً. وهذا من أشدِّ الأمورِ غرابةً. لقد أصبحتْ اللغةُ العربيةُ مهجورةً. مَا عَادَ أَحَدٌ يَهْتَمُّ بها في بِلاَدِنَا. نحن المسلمين كُلُّنَا مَسؤُولُونَ عنِ الحِْفَاظِ عَلَى هَذِهَ اللُّغَةِ. العَرَبِيَّةُ لَيْسَتْ لُغَةَ الْعَرَبِ فَحَسْبُ، وإنّمَا هِيَ اللُّغَةُ الْمُشْتَرَكَةُ بين المسلمين. لاَ يَنْبَغِي أَنْ أَتَعَلّمَ اللُّغَةَ مِمَّنْ لاَ يُتقنُها. مَنْ تَعَلَّمَ شَيْئًا مِنْ غَيْرِ ذِي كَفَائَةٍ خَسَرَ في وَقْتِهِ وَمَالِهِ. مَنْ تَعَلَّمَ شَيْئًا مِنْ غَيْرِ أَهْلِهِ نَدِمَ في النِّهَايِةِ. أَرِيدُ أَنْ أَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ الْعَرَبِيَّةَ لِتَحْقِيقِ هَدَفَيْن: لأَتَمَكَّنَ مِنْ فَهْمِ مَعَانِي الآيَاتِ وَالأَحَادِيثِ. وَلأَتَمَكَّنَ مِنْ الْحَدِيثِ مَعَ المسلمين الذين لا يَتَكَلَّمُونَ بِلُغَتِنَا.


***




DERS – 1. GENEL KÜLTÜR
الدرس الأوَّلُ- الثقافةُ العامّة
KONU: Arapçanın değeri ve müslümanlar için taşıdığı önem.
الموضوع: مكانة اللغة العربية وأهميتُها بالنسبة للمسلمين


ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:

أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

فلما انتهتْ عائشَةُ مِن كلامِها، شكرَتْها المُدَرِّسَةُ على مشاعِرِها الطيِّبةِ، وَطَمْئَنَتْهَا بأنّها سَتَتَعلَّمُ اللُّغة العربيةَ في أَمَدٍ غيرِ بَعِيد. وبدأتْ تُلْقِي الدّرسَ الأوَّلَ في جَوٍّ مَلِيءٍ بالسُّرُور.

ونحن أُسْوَةً بهذا الْمَعْهَدِ، سَنُقَدِّمُ لَكُمْ دُرُوسًا مُتَنَوِّعةً في علومٍ مختلِفةٍ، كُلُّهَا باللُّغةِ العربيةِ. ونأملُ أنْ تَتَعَلَّمُوها وتُتْقِنُوها في مدةٍ قصيرةِ.

وكم نفرَحُ أيها التلامذةُ الأعزّاءُ، يومَ نراكم تتكلّمون باللغةِ العربيةِ، وتعبِّرونَ بها عن كلَِ ما يبدو لكم وبكلِّ فصاحةٍ وطلاقةٍ.



وهذا أوّلُ درسٍ نقدِّمُها لكم. وَاخَتَرْنَا أنْ يكون الدرسُ الأوّلُ حَوْلَ مَكَانَةِ اللُّغة العربيةِ وأهمِّيَّتِهَا بالنسبةِ للمسلمين. وهذه جُمَلٌ مُعَدَّةٌ باللُّغةِ التركيةِ. نَطلُبُ مِنُْكْم أنْ تَقُومُوا بِتَعْرِيبِهَا. و ذلك في الحقيقةِ غيرُ سَهْلٍ عليكم في هذه الْمَرْحَلَةِ. وَلَكِنِّي سَأَقُومُ بِمُسَاعَدَتِكُمْ على تحقيقِ الْمَطْلُوبِ منكم.

أُكْتُبُوا الْجُمَلَ الآتِيَةَ بِاللُّغَةِ التركيةِ، ثمَّ جَرِّبوا نَقْلَها إلى اللُّغةِ العربيةِ.

1. Arapça önemli dillerden sayılır.
تُعْتَبَرُ العربيةُ مِنَ اللُّغَاتِ ذَاتِ الأَهَمِّيَّةِ.

2. Eski klasik yabancı dil öğretim sistemi sakattı.
الطريقةُ القديمةُ التَّقْلِيدِيَّةُ لِتَعْلِيمِ اللُّغَاتِ الأجنبيةِ كانتْ وَعْرَةً .

3. Arapça, eskiden de önemli miydi?
هل كانت اللُّغةُ العربيةُ ذَاتَ أَهَمِّيَّةٍ في الماضي أيضًا؟

4. Müslümanların, Arapça’ya neden önem vermesi gerekir?
لماذا يجب على المسلمين أن يَهْتَمُّوا بِاللُّغَةِ العربية؟

5. Çünkü Arapça öğrenmek farzı kifayedir.
لأنّ تعلُّمَ اللُّغَةِ العربيةِ فَرْضُ كِفَايَةٍ.

6. Arapça öğrenmeğe mahsus özel kurallar vardır.
لِتَدْرِيسِ اللُّغَةِ العربيةِ وَتَعَلُّمِهَا مَبَادِيءُ خَاصَّةٌ (أُصُولٌ مُعَيَّنَةٌ).

7. Öğrenci ancak o kurallara uyarak onu ögrenebilir.
إنّما يَسْتَطِيعُ الطالبُ أنْ يتعلَّمَها بِمُرَاعَاتِهِ لِتِلْكَ الأُصُولِ.

8. Arapça neden düşmanlıklara ve komplolara uğramaktadır?
لماذا تَتَعرَّضُ اللُّغةُ العربيةُ لِلْعُدْوَانِ وَالْمُؤَامَرَاتِ؟

9. Çünkü o, kıskandıran niteliklere sahiptir.
لأنّهَا تَمْتَازُ بِصِفَاتٍ تَجْعَلُهَا مَحْسُوَدَةً.

10. Arapça’ya kin besleyenler kimlerdir?
مَنِ الَّذِينَ يُعَادُونَ اللُّغةَ العربيةَ؟

11Arapça’nın çok sağlam kuralları vardır.
لِلْعَرَبِيَّةِ قَوَاعِدُ مَتِينَةٌ

12. Bu kuralları öğrenmem gerekir.
يَجِبُ عليَّ أنْ أَتَعَلّمَ هذه الْقَوَاعِدَ.

13. Bu kuralların çokluğu beni korkutmuyor.
إنّ كَثْرَةَ هذه الْقَوَاعِدِ لاَ تُرْهِبُنيِ.

14. Allah dilerse onları en kısa zamanda öğreneceğim.
سَأَتَعَلَّمُهَا في أَقْصَرِ مُدَّةٍ إنْ شَاء الله تعالى.

15. Yabancı dil öğrenmede diyalogun önemi büyüktür.
لِلْحِوَارِ أهمّيّةٌ بالِغةٌ في تعلم اللغات الأجنبيةِ

16. Acaba Arapça bizim için yabancı dil sayılır mı?
هل تُعدُّ العربيةُ لُغةً أجنبيةً بالنسبةِ لَنَا؟

17. Sanmam.
لا أظنُّ.

18. Çok çalışacağım.
سأبذُلُ جُهُودِي.

19. Onu öğreninceye kadar elimden geleni esirgemeyeceğim.
لَنْ آلُوَ جُهْدًا حتّى أُتْقِِنَهَا.

20. Yakında bu dili konuşacağım.
سَأْتَكَلَّمُ بهذه اللُّغةِ قريبًا.

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

تُعْتَبَرُ العربيةُ مِنَ اللُّغَاتِ ذَاتِ الأَهَمِّيَّةِ. الطريقةُ الْقَدِيمَةُ التَّقْلِيدِيةُ لِتَعْلِيمِ اللُّغَاتِ الأَجْنَبِيَّةِ كَانَتْ وَعْرَةً. هل كَانَتْ اللُّغَةُ العربيةُ ذَاتَ أَهَمِّيَّةٍٍ في الماضي أيضًا؟ لماذا يجب على المسلمين أنْ يَهْتَمُّوا باللُّغة العربية؟ لأنّ تَعَلُّمَ اللُّغة العربيةِ فّرْضُ كِفَايَةٍ. لِتَدْرِيسِ اللُّغّةِ الْعَرَبِيَّةِ وَتَعَلُّمِهَا مَبَادِيءُ خَاصَّةٌ (أُصُولٌ مُعَيَّنَةٌ). إنّما يَسْتَطِيعُ الطَّالِبُ أنْ يَتَعَلَّمَهَا بِمُرَاعَاتِهِ لِتِلْكَ الأُصُولِ. لماذا تَتَعَرَّضُ اللُّغةُ العربيةُ لِلْعُدْوَان وَالْمُؤَامَرَاتِ؟ لأنّهَا تَمْتَازُ بِصـِفَاتٍ


تَجْعَلُهَا مَحْسُودَةً. مَنِ الَّذِين يُعَادُون اللُّغةَ العربيةَ؟ لِلْعَرَبِيَّةِ قَوَاعِدُ مَتِينَةٌ. يجب عليَّ أن أتعلّمَ هذه القواعِدَ. إنّ كَثْرَةََ هذه الْقَوَاعِدِ لا تُرْهِبُني. سَأَتَعَلَّمُهَا في أَقْصَرِ مُدَّةٍ إن شاء الله تعالى. لِلْحِوَارِ أهمّيّةٌ بالِغةٌ في تَعَلُّمِ اللُّغَاتِ الأجنبيةِ. هل تُعَدُّ العربيةُ لُغةً أجنبيةً بالنسبةِ لنا؟ لا أظنُّ. سأبذُلُ جُهُودي. لَنْ آلُوَ جُهْدًا حتّى أُتْقِِنَهَا. سأتكلّم بهذه اللُّغةِ قريبًا.



***















DERS – 2. GENEL KÜLTÜR
الدرس الثاني- الثقافةُ العامّة
KONU: Arapça’ya Önem vermek
الموضوع: خطوطٌ عريضةٌ لآراءِ طالِبِ اللغةِ العربيةِ في تُركيَا.


ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

فإنّه يقوم الآن واحدٌ من أصحابِنا بتلخيصِ رأْيِهِ فيما يُواجِهُ طالِبُ اللُّغةِ العربيةِ من المشاكِلِ وعوامِلِها في تُركِيَا.

تَفَضَّلْ أحمد، لَخِّصْ لَنا رأْيَكَ، ولِيُعَرِّبِ الإخْوَةُ ما تَقولُهُ باللُّغةِ التُركِيَّةِ.

1. Daha işin başındayız.
مَازِلْنَا في بِدَايَةِ الأَمْرِ

2. Anlamada belki zorluk çekmiyoruz,
رُبَمَا لاَ نُوَاجِهُ صُعُوبَةً في الفَهْمِ

3. Fakat Arapça'ya çeviri hâlâ bir sorundur.
ولكنّ الترحمة إلى العربيةِ مَازَالَتْ مُشْكِلَةً.


4. Haftalık ödevler yararlıdır.
الواجبات الأسبوعيةُ مفيدةٌ.

5. Çünkü bu ödevler, evlerimizde de Arapça'ya önem vermemizi sağlamaktadır.
لأنّها تجعلُنا نهتمُّ بالعربيةِ في بُيُوتِنَا أيضًا.

6. Hafta içinde cümleleri Arapçalaştırmaya çalışıyoruz.
نُمَارِسُ تَعْرِيبَ الْجُمَلِ خِلالَ الأُسْبُوعِ.

7. Bu suretle de Arapça ile olan ilişkimiz güçlü kalmaktadır.
وبهذا تَبْقَى صِلَتُنَا قَوِيَّةً بالعربيةِ.

8. Akıcı şekilde konuşacağım bir günün özlemini çekiyorum.
أَشْتَاقُ يَوْمًا أَتَحَدَّثُ فيه بِفَصَاحَةٍ.

9. Bu dil uğrunda bana mal olana hiç önem vermiyorum.
لا أهتمُّ بِمَا يُكَلِّفُنِي في سَبِيلِ هذه اللُّغةِ.

10. Bilakis görevime önem veriyorum.
بل أهتمُّ بِمُهِمَّتي.

11. Bu doğru sistemi keşfedinceye kadar gaflet içindeydik.
كُنّا في غَفْلَةٍ قَبْلَ أنْ نَتَعَرَّفَ على هذا الأُسْلُوبِ السَّليِمِ.



12. Hocalarımız bize Arap dilinin kurallarını öğretiyorlardı; oysa biz bu hiç bilmiyorduk. ِ
أَسَاتِذَتُنَا كَانُوا يُعَلِّمونَنَا قَوَاعِدَ هذهِ اللُّغَةِ، بَيْنَمَا كُنّا نجهَلُ العربيةَ تَمَامًا.

13. İnsanın, bir dili bilmeden onun kurallarını öğrenmesi çok mantıksızdır.
لاَ يُعْقَلُ أن يَتَعَلَّمَ الإنسانُ قَوَاعِدَ لُغَةٍ قَبْلَ أن يَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ نَفسَها.

14. Onun içindir ki Hocalarımız Arapça bilmemektedirler.
ولهذا أَسَاتِذَتُنَا لا يُتْقِنُونَ اللُّغةَ العربيةَ

15. Çünkü onlarda Arapçayı bu sistemin aynısıyla öğrendiler.
لأنّهم أيضًا قد دَرَسَوها بِنَفْسِ الأُسْلوبِ.

16. Şu ana kadar Türk kökenli Arapça hocalarından birinin bile Arapça konuştuğunu görmedim.
إنّيِّ لم أشهدْ حتّى الآنَ، أُستاذًا للُّغةِ العربيةِ من العُنصُرِ التُركيِّ أنّه يتكلَّمُ
باللُّغةِ العربيةِ.

17. Oysa öbür yabancı dil hocaları öğrettikleri dili konuşuyorlar.
بَيْنَمَا أَسَاتِذَةُ بَقِيَّةِ اللُّغاتِ الأجنبيةِ يَتَكَلَّمُونَ باللُّغةِ التي يُعَلِّمُونَهَا.

18. Arapça öğrenmede izlediğimiz bu sistem, bilimsel ve doğru bir sistemdir.
إنّ هذه الطريقةَ التي نَتْبَعُها في تعليم اللُّغةِ العربيةِ طريقةٌ عِلميَّةٌ سَليمةٌ.



19. Bütün uzmanlar, bu sistemin doğru olduğunda birleşmişlerdir.
لَقد أجمَعَ الخُبَراءُ على صِحَّةِ هذه الطريقةِ.

20.Bu bilimsel ve doğru sistemin, Türkiye'deki bütün dini okul ve fakültelerde yayılmasını dilerim.
أرجو أنْ تَنْتَشِرَ هذه الطريقةُ العِلميَّةُ السليمةُ في جميع المدارِسِ والكُلِّيَّاتِ
الدِّينيةِ بِتُركيَا.
CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

مَازِلْنَا في بِدَايَةِ الأمرِ. ربما لا نواجه صعوبةً في الفهمِ، ولكنّ الترحمة إلى العربيةِ مَازَالَتْ مُشْكِلَةً. الواجبات الأسبوعيةُ مفيدةٌ. لأنّها تجعلُنا نهتمُّ بالعربيةِ في بُيُوتِنَا أيضًا. نمارس تعريبَ الجُمَلِ خِلالَ الأسبوعِ. وبهذا تَبْقَى صِلَتُنَا قَوِيَّةً بالعربيةِ. أَشْتَاقُ يَوْمًا أتحدَّثُ فيه بِفَصَاحَةٍ. لا أهتمُّ بِمَا يُكَلِّفُنِي في سبيلِ هذه اللُّغةِ. بل أهتمُّ بِمُهِمَّتي. كُنّا في غفلَةٍ قبلَ أنْ نَتَعَرَّفَ على هذا الأسلوبِ السَّليِم. أَسَاتِذَتُنا كانوا يُعَلِّمُونَنَا قَوَاعِدَ هذهِ اللُّغَةِ، بَيْنَمَا كُنّا نجهَلُ العربيةَ تمامًا. لاَ يُعْقَلُ أن يَتَعَلَّمَ الإنسانُ قَوَاعِدَ لُغَةٍ قَبْلَ أن يَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ نَفسَهَا. ولهذا أَسَاتِذَتُنَا لا يُتْقِنُونَ اللُّغةَ العربيةَ. لأنّهم أيضًا قد دَرَسَوها بِنَفْسِ الأُسْلوبِ. إنّيِّ لم أشهدْ حتّى الآنَ، أُستاذًا للُّغةِ العربيةِ من العُنصُرِ التُركيِّ أنّه يتكلَّمُ باللُّغةِ العربيةِ. بَيْنَمَا أَسَاتِذَةُ بَقِيَّةِ اللُّغاتِ الأجنبيةِ يتكلَّمُونَ باللُّغةِ التي يُعَلِّمُونَهَا. إنّ هذه الطريقةَ التي نَتْبَعُها في تَعْلِيمِ اللُّغةِ العربيةِ طريقةٌ عِلميَّةٌ سَليمةٌ. لَقد أجمَعَ الخُبَراءُ على صِحَّةِ هذه الطريقةِ.

أرجو أن تَنْتَشِرَ هذه الطريقةُ العِلميةُ السليمةُ في جميع المدارِسِ والكُلِّيَّاتِ الدِّينيةِ بِتُركيَا.
***






















DERS – 3. GENEL KÜLTÜR
الدرس الثالِثُ- الثقافةُ العامّة
KONU: Bir öğrencinin Arapça hakkındaki tutumu.
الموضوع: مَوْقِفُ تِلْمِيذٍ مِنْ تَعَلُّمِ اللُّغَةِ العَرَبِيَّةِ

ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

سَنَدْرُسُ بعد قليلٍ مُكَالَمَةً مع تلميذٍ يريدُ أنْ يَتَعلَّمَ اللُّغَةَ العربيةَ، يُعَبِّرُ عن عزمِهِ أنّهُ سوفَ ينجَحُ في مُحاولَتِهِ هذِهِ؛ كما يُعَبِّرُ عن موقِفِهِ الإيجابيِّ من هذه اللُّغةِ بأنّها لا ينبغي أن تُعّدَّ من اللُّغاتِ الأجنبِيَّةِ على الرُغمِ من أنّهُ يُعاني عَجزًا في اسْتِخْدَامِهَا،

وإليكُم جُمَلٌ مِنْ هذه الْمُكَالَمَةِ. عَلَيْكُمْ بِتَعْرِيبِهَا.

1. Arapça biliyor musun?
هل تُتْقِنُ اللُّغةَ العربيةَ؟

2. Henüz öğreniyorum.
مَا زِلْتُ أتعلّمُهَا.



3.Sanıyordum ki onu, zor olduğu için öğrenemeyeceğim.
كنتُ أظُنُّ أنّي لن أتعلَّمَهَا لِصُعُوبَتِهَا.

4. Fakat azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz.
ولكنّ العزَمَ غالِبٌ على كُلِّ صُعُوبَةٍ.

5. Çaba harcayacağım.
سَأَبذُلُ جُهْدِي.

6. Elimden geleni esirgemeyeceğim.
سَأُحَاوِلُ بِكُلِّ مَا في وُسْعِي.

7. Ta ki Arapça'yı iyice öğreninceye kadar.
حتّى أُتْقِِنَ اللُّغةَ العربيةَ.

8. Çünkü o Kur’anın dilidir.
لأنَّهَا لُغَةُ القرآنِ.

9. Diyalog, yabancı dil öğrenmenin en önemli araçlarındandır.
الْحِوَارُ أهمُّ الوَسَائِلِ في تَعَلُّمِ اللُّغَاتِ الأَجْنَبِيةِ.

10. Arapça bizim için yabancı dil değildir.
اللغةُ العربيةُ ليستْ لغةً أجنبيةً بالنسبةِ لَنَا.

11. Kültürümüz bu dile dayanmaktadır.
ثَقَافتُُنَا تَعْتَمِدُ عَلَى هَذِهِ اللُّغَةِ.

12. Onu konuşmayan bütün müslüman gençlerin onu öğrenmesi gerekir.
يَجِبُ عَلَى الشَّبَابِ المسلمين غَيْرِ النَّاطِقِينَ بِهَا أنْ يَتَعَلَّمُوهَا.

13. Bu dille konuşup yazacağım bir günü özlüyorum.
أَشْتَاقُ يَوْمًا أَكْتُبُ وَأَتَحَدَّثُ فيه بهذه اللُّغةِ.

14. Hocayı pür dikkat dinlerim.
إنّي أَسْتَمِعُ إلى الأُسْتَاذِ بِكُلِّ انْتِبَاهٍ.

15. Bize öğrettiği şeylerden birini kaçırmaktan çekiniyorum.
أَخَافُ أن يَفُوتَني شَئٌْ ممَّا يُعَلِّمُنَا.

16. Ondan işittiğim her kelimeyi yazmak istiyorum.
أُرِيدُ أنْ أُسَجِّلَ كُلَّ كَلِمَةٍ اَسْمَعُهَا مِنْهُ.

17. Hocamız, daha önce duymadığım kelimeleri kullanmaktadır.
أُسْتَاذُنَا يَنْطِقُ بِكَلِمَاتٍ لم أَسْمَعْهَا مِنْ قَبْلُ.

18. Bir kelimeyi garipsediğimde onu hemen kaydederim, sonra anlamını hocadan sorarım.
عِنْدَمَا أَسْتَغَرِبُ كَلِمَةً أُسَجِّلُهَا فَوْرًا، ثم أَسْأَلُ الأُسْتَاذَ عَنْ مَعْنَاهَا.

19. Bir dili konuşmayan kimse onu bilenlerden sayılmaz. (onu bilir sayılmaz).
مَنْ لاَ يَسْتَطِيعُ النُّطْقَ بِلُغَةٍ لاَ يُعَدُّ ممّن يُتقِنُها.



20. Bir dille sırf okumak ve yazmak, onun iyi bilindiğine kanıt olmazlar.
إتقانُ لُغَةٍ، إنّما يَتَحَقَّقُ بِالْقِرَاءَةِ وَالْكِتَابَةِ وَالنُّطْقِ.


CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

هل تتقن اللغة العربية؟ مَا زِلْتُ أتعلّمُها. كنتُ أظُنُّ أنّي لن أتعلَّمَها لِصُعُوبَتِهَا. ولكنّ العزَمَ غالِبٌ على كلِّ صُعُوبَةٍ. سأبذُلُ جُهْدِي. سَأُحَاوِلُ بِكُلِّ مَا في وُسْعِي. حتّى أتقِنَ اللغةَ العربيةَ. لأنَّهَا لُغَةُ القرآنِ. الْحِوَارُ أهمُّ الوَسَائِلِ في تَعَلُّمِ اللُّغَاتِ الأَجْنَبِيةِ. اللغةُ العربيةُ ليستْ لغةً أجنبيةً بالنسبةِ لَنَا. ثَقَافتُُنَا تَعْتَمِدُ عَلَى هَذِهِ اللُّغَةِ. يَجِبُ عَلَى الشَّبَابِ المسلمين غَيْرِ النَّاطِقِينَ بِهَا أنْ يَتَعَلَّمُوهَا. أشتاقُ يومًا أكتُبُ وأتحدّثُ فيه بهذه اللغةِ. إنّي أستمعُ إلى الأستاذِ بكلِّ انْتِبَاهٍ. أخافُ أن يَفُوتَني شَئٌْ ممَّا يُعَلِّمُنَا. أُرِيدُ أنْ أُسَجِّلَ كُلَّ كَلِمَةٍ اَسْمَعُهَا مِنْهُ. أُسْتَاذُنَا يَنْطِقُ بِكَلِمَاتٍ لم أَسْمَعْهَا مِنْ قَبْلُ. عِنْدَمَا أَسْتَغَرِبُ كَلِمَةً أُسَجِّلُهَا فَوْرًا، ثم أَسْأَلُ الأُسْتَاذَ عَنْ مَعْنَاهَا. مَنْ لاَ يَسْتَطِيعُ النُّطْقَ بِلُغَةٍ لاَ يُعَدُّ ممّن يُتقِنُها. إتقانُ لُغَةٍ، إنّما يَتَحَقَّقُ بِالْقِرَاءَةِ وَالْكِتَابَةِ وَالنُّطْقِ.


***


DERS – 4 GENEL KÜLTÜR
الدرس الرابِعُ- الثقافةُ العامّة
KONU: Arapça bilim ve uygarlık dilidir
الموضوع: العربيةُ لُغَةُ الإسلامِ والْعِلْمِ والْحَضَارَةِ

ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:
أيها الإخوةُ والأخوات،
السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

إنّنا لا نُبالِغُ إذا قُلنا انّ العربيةَ هي أهمُّ اللُّغاتِ البشريةِ؛ نَعَمْ، لقد انتشَرَتْ لُغاتٌ أُخرى واشتهرَتْ، ولكِنَّها لا تُدَانِي اللُّغةَ العريةَ فيما تَمْتَازُ بِهِ هذه، من أَصَالةٍ وَرصَانَةٍ وَنِطَاقٍ وَاسِعٍ وَبَلاَغَةٍ وَفَصَاحَةٍ، فَضْلاً عَنْ أنَّهَا احْتَلَّتْ مَكَانَةَ لُغَةِ رِسالَةِ السَّماءِ، وهي آخرُ الرِّسَالاَتِ؛ فأَصْبَحَتْ بذلك مُخَلَّدَةً إلى يومِ القيامةِ.

وإليكم جُمَلٌ باللُّغةِ التركية،ِ تُعبِّرُ عن أهمِّيَّةِ هذا الجانبِ، عَليكم بِتعريبِها.

1. Allah Kur’an-ı bu dille indirmiştir.
إنّ اللهَ أَنْزََل الْقُرْآنَ بِهَذِهِ اللُّغةِ

2. Çünkü Arapça gerek söz gerek anlam bakımından Allah’ın kelâmını kucaklayabilmiştir.
لأنّ العربيةَ وَسِعَتْ كَلاَمَ اللهِ لَفْظًا وَمَعْنىً.

3. Bazı müşrikler; Rum bir köle Hz. Peygamber’e öğretiyor diye iftira ederlerdi.
كانَ بعضُ المُشْرِكِينَ يَفتَرُونَ بأنَّ عبدًا رُومِيًّا يُعَلِّمُ الرسولَ

4. Bunun üzerine Allah şu sözünü indirdi: Eğilim duydukları dil acemcedir, bu ise apaçık Arapça bir dildir.
فأنزل اللهُ تعالى قولَهُ: لِسَانُ الَّذِي يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِيٌّ وَهَـذَا لِسَانٌ عَرَبِيٌّ مُّبِين.

5. İslam kütüphanesi, -çoğu Arapça yazılmış- kitaplarla dopdoludur.
المَكْتبََةُ الإسلامِيَّةُ زاخِرَةٌ بِكُتُبٍ مُعْظَمُهَا مُؤَلَّفَةٌ بالعربيةِ.

6. Çoğu çeşitli ırklardan olan İslâm bilginleri teliflerinde bu dili kullanmışlardır.
أكْثَرُ عُلَماءِ الإسلاَمِ مِنْ عَنَاصِرَ مُخْتَلِفَةٍ، قد اِسْتَعمَلُوا هذِهِ اللُّغَةَ في تألِيفِهم.

7.Çünkü o, çok daha kapsamlı ve amaca çok daha uygundur.
لأنّها أوسَعُ نِطاقًا وأوفى بالغَرَضِ.

8. Arapça’nın İslam’la olan bağı, başka herhangi bir dilin onunla olan bağından daha güçlüdür.
صِلَةُ العربيةِ بالإسلامِ أقْوى مِنْ صِلَةِ أيِّ لُغَةٍ أُخرى بِهِ.

9. Çünkü Kur’an bu dille inmiştir.
لأنّ القُرآنَ نَزَلَ بهذِ اللغةِ.

10. İslâm ırklar arasında bir ayırım yapmamıştır.
إنّ الإسلامَ لم يُفَرِّق بَيْنَ عَناصِرِ البَشَرِ.

11. Bir milleti öbür milletten üstün tutmamıştır.
ولم يُفَضِّلْ شَعبًا على شَعبٍ.

12. Fakat Hz. Peygamber Arapça konuştuğu için bu, Arapça’ya önem kazandırmıştır.
إلاَّ أنّ الرسولَ لِمَا كانَ يَتَحَدَّثُ بالعربيةِ، فَقَدْ اكْتَسَبَتْ أهمِّيَّةً بهذه الْقَرِينَةِ.

13. Arapça İlim ve Uygarlık dilidir.
العربيةُ لُغةُ العلمِ والحَضَارَةِ.

14. Arapça, terimleri ve eşanlamlılarıyla zengindir.
اللُّغةُ العربيةُ غَنِيَّةٌ بِمُصْطَلَحَاتِها وَمُتَرَادِفاتِها.

15. Bu nedenle ilim erbabı, karmaşık kavramları bu dille açıklamada zorluk çekmezler.
لذا، لا يَعْسُرُ على أهلِ العِلمِ شَرْحُ المَفَاهِيمِ المُعَقَّدَةِ بهذهِ اللُّغةِ.

16. Arapça, birleşmiş milletlerin onayından sonra uluslar arası bir dil oldu.
اللغةُ العربيةُ أصبحَتْ لُغَةً دُوَلِيَّةً بعد أن اعْتَمَدَتْها هَيْئَةُ الأُمَمِ المُتَّحِدَةِ.

17. Önceden de zaten evrensel bir dildi.
وقد كانت لُغَةً عالَميَّةً مِن قَبلُ.


18. Uygar dünya Arapça’nın öneminden habersiz kalmamıştır.
إنّ العالَمَ المُتَحَضِّرَ لم يجْهَلْ أهَمِّيَّةَ اللُّغَةِ العربيةِ.

19. Bu sebepledir ki oryantalistler onu önemsemiş ve çalışmalarının çoğunu Arapça olarak yazmışlardır.
ولهذا اهتمَّ المُسْتَشْرِقونَ بِها، وَكَتَبُوا مُعْظَمَ أَعْمَالِهِم باللُّغَةِ العرَبيةِ.

20. Dünyanın çeşitli yerlerinde Arapça öğreten fakülteler kurulmuştur.
لقد أُسِّسَتْ كُلِّيّاتٌ عّديدَةٌ في مُخْتَلَفِ أنحاءِ العالَمِ لِتَدْرِيسِ اللغةِ العربيةِ.

21. Arapça, bundan böyle de öneminden hiçbir şey kaybetmeyecektir.
اللُّغَةُ العربيةُ لَنْ يَخْسَرَ بَعْدَ هذا مِنْ أهمِّيَّتِهَا شَيْئًا.















CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

إنّ اللهَ أنزل القرآنَ بهذه اللُّغةِ. لأنّ العربيةَ وَسِعَتْ كَلاَمَ اللهِ لَفظًا ومعنىً. كانَ بعضُ المُشْرِكِينَ يَفتَرُونَ بأنَ عبدًا رُومِيًّا يُعَلِّمُ الرسولَ. فأنزل اللهُ تعالى قولَهُ: لِسَانُ الَّذِي يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِيٌّ وَهَـذَا لِسَانٌ عَرَبِيٌّ مُّبِين. المَكْتبََةُ الإسلامِيَّةُ زاخِرَةٌ بِكُتُبٍ مُعْظَمُهَا مُؤَلَّفَةٌ بالعربيةِ. أكْثَرُ عُلَماءِ الإسلاَمِ من عناصِرَ مُخْتَلِفَةٍ، قد اسْتَعمَلوا هذِهِ اللُّغَةَ في تألِيفِهم. لأنّها أوسَعُ نِطاقًا وأوفى بالغَرَضِ. صِلَةُ العربيةِ بالإسلامِ أقْوى مِنْ صِلَةِ أيِّ لُغَةٍ أُخرى بِهِ. لأنّ القُرآنَ نَزَلَ بهذِ اللغةِ. إنّ الإسلامَ لم يُفَرِّق بَيْنَ عَناصِرِ البَشَرِ. ولم يُفَضِّلْ شَعبًا على شَعبٍ. إلاَّ أنّ الرسولَ لِمَا كانَ يَتَحَدَّثُ بالعربيةِ، فقد اكتسبتْ أهمِّيَّةً بهذه الْقَرِينَةِ. العربيةُ لُغةُ العلمِ والحَضَارَةِ. اللُّغةُ العربيةُ غَنِيَّةٌ بِمُصْطَلَحَاتِها وَمُتَرَادِفاتِها. لذا، لا يَعْسُرُ على أهلِ العِلمِ شَرْحُ المَفَاهِيمِ المُعَقَّدَةِ بهذهِ اللُّغةِ. اللُّغةُ العربيةُ أَصْبحَتْ لُغَةً دُوَلِيَّةً بعد أن اعْتَمَدَتْها هَيْئَةُ الأُمَمِ المُتَّحِدَةِ. وقد كانت لُغَةً عالَميَّةً مِن قَبلُ. إنّ العالَمَ المُتَحَضِّرَ لم يجْهَلْ أهَمِّيَّةَ اللُّغَةِ العربيةِ. ولهذا اهْتمَّ المُسْتَشْرِقونَ بِها، وَكَتَبوا مُعْظَمَ أعمالِهِم باللُّغَةِ العرَبيةِ. لقد أُسِّسَتْ كُلِّيّاتٌ عّديدَةٌ في مُخْتَلَفِ أنحاءِ العالَمِ لِتَدْرِيسِ اللُّغةِ العربيةِ. اللُّغَةُ العربيةُ لَنْ يَخْسَرَ بَعْدَ هَذَا مِنْ أهمِّيَّتِها شَيْئًا.
***

Hiç yorum yok: